Son Haberler

Hasan Özgüneş’in Kaleminden ACI VE YENİLGİ DOLU YÜZ YILLIK MÜCADELE (9)

ACI VE YENİLGİ DOLU YÜZ YILLIK MÜCADELE (9)

                            İran-Irak Savaşında Güneydeki Kürt Hareketlerinin Yaklaşımı

İran Humeyni rejimi ile Irak Saddam rejimi arasındaki savaş tüm şiddeti ile devam ederken, İran’ın giderek üstünlük kurma durumu ortaya çıkıyordu. Bu dengenin bozulması ne SSCB’nin ne de ABD’nin işine gelmiyordu dolaysıyla AB dâhil, iki süper güç de Saddam’a destek verme noktasında aynı cephede doğal olarak yer aldılar. Ayrıca neredeyse tüm Arap devletleri de Saddam’ı destekliyordu. Suriye, Lübnan gibi bazı devletlerin muhalif olma durumları ise devam ediyordu.

Kendisine desteğin arttığını gören Saddam, YNK ile olan görüşme ve bir anlaşmaya varma konusundaki girişimleri gevşeterek giderek askıya aldı. YNK cephesi 1984 Ekiminde bir antlaşmaya varılabileceğini umut ediyordu. Türkiye Dış İşleri Bakanı da 1984 Sonbaharında Saddam’la görüşerek bu antlaşmanın yapılmamasını, aksi halde Kerkük Boru hattının kapatılacağını uyarısında bulundu.

Tüm bu gelişmeler antlaşma umudunu suya düşürdü ve ateşkes bozuldu. 1985 yılının başında YNK tekrardan savaş kararı aldı. YNK’ nin ateşkesi Saddam’ın işine gelmişti. Kürdistan’daki altı tümenin dördünü İran’a karşı güney cephesine almıştı. Adeta Kürdistan boşaltılmış durumda idi. YNK’ nin Saddam’la olan görüşmelerinden dolayı Suriye ve Lübnan’dan aldığı desteği de yitirmişti. Zor durumdaydı. YNK yeniden İran ve KDP ile uzlaşmaya çalıştı.

KDP, YNK, KSP, IKP rejime karşı 1886 yılında ortak bir bildirge ile tüm muhalif güçlere birlik çağrısı yaptılar. YNK İKDP’ ye olan desteğini çekeceği sözüyle İran’la olan ilişkilerini de düzelti. Bu koşullarda Kerkük’ten Zaho’ya dek her Kürdüstan coğrafyası artık Peşmerge’nin eylem sahası haline dönüştü. Saddam Kürdistan’da çok zayıfladı.

Talabani ve Mesut Barzani Kasım 1986’da Tahranda bir araya gelerek ortak bir ortak cephe kurmak istediler. Bunu bir bildiri ile kamuoyuna duyurdular. Egemen devletlerin himayesinde bir başka egemene karşı savaşmak Güneyli güçlerin baştan beri benimsediği b ir yaklaşım tarzı idi. Bu da her zaman trajedilere yol açan bir durumla sonuçlandığını tarihten öğreniyoruz. Bir ay sonra Tahranda toplanan Irak muhalefeti konferansına KDP ve YNK de katılırlar. Şubat 1987’ de KDP ve YNK Irak Ulusal Muhalefet Cephesi kurma kararı alırlar. Peşmerge’yi birleştirme sözünü deklere ettiler. Aynı yılın Mayıs ayında Kürdistan Ulusal Cephesini oluşturdular; KDP, YNK, KSP, KPDP, Pasok, Emek Partisi, Süryani, Demokratik Hareketi bu cephede yer aldılar.  Ortak bir askeri komite de oluşturmayı başardılar. Bu aynı zamanda Irak rejimi için büyük bir tehlike demekti.

Saddam Rejiminden Soykırım girişimleri ve Kimyasal kullanımı

Irak Rejiminin YNK ile ateşkesinin bozulması ve muhalif güçlerin bir araya gelerek İran’ın desteğini almaları ve giderek Saddam Rejiminin zorlanması ve kaybetme korkusu onu çıldırma noktasına getirdi. İlk etapta Süleymaniye’nin 78 köyünü dozerlerle yerle bir etti.  Sadece 1985 yılında 200 köyü yıkarak 55.000 insanı evsiz bıraktı. Süleymaniye’de 500 çocuk gözaltına alınarak çoğu işkenceyle öldürüldü. Amaç akrabalarını teslim olmaya zorlamak ve korku yayarak Peşmerge’ye katılımı engellemek idi.

Kürt güçleri sadece kırsal alanda savaşmıyordu, artık şehir merkezlerine bile saldıracak güce kavuşmuştu. General Hasan El Macit 1987’ Kürdistan Valisi olarak tayin edildi. YNK’ nin Dukan vadisini ele geçirmesiyle, Ali Hasan Macit, Balisan Vadisi’ndeki köylere kimyasal silah attı. Yüzlerce insan yaşamını yitirdi. Erbil’e tedaviye gidenler bile infaz edildiler. Macit Kürdistan’ın büyük bölümünü yasaklı bölge ilan ederek her türlü canlının bu bölgede vurulabileceği genelgesini çıkardı. Bu genelge ile 500 köy dozerlerle yıktırıldı. Savaşın uzaması, ekonomik sorunlar ve baskıların artmasıyla “cahşlık” denilen kurum güçlenmeye başlar.  Bu sayı 1986’ da 250. 000 kişiye kadar çıktı, sonraki yıllarda 370.000 bahsedilmeye başlandı. Ne yazık ki, Kürdün böğrüne saplanan paslı hançer tarihin her döneminde uğursuz rolünü oynamaktan geri kalmadı.

Enfal Operasyonları

Enfal Kuran’da 75 ayetten meydana gelen bir süredir. Ganimetleri helal kılan ve Allah adına müminlerin “kâfirlere” karşı olan savaşını esas alır. Allah’ın meleklerinin de müminlerin yanında savaştığı söylenir vs. Yani sözde Saddam ve askerleri Müslüman müminler, Kürtler de “kâfir” olup, tüm can ve malları ganimet düzeyinde Saddam askerlerine helaldir. İşte egemenlerin Müslümanlık anlayışları ve sahtekârlıkları bu düzeydedir. Müslümanlığı da bu düzeye düşürerek kendi iktidarları uğruna her türlü ihaneti ve çarpıtmayı yapabilmektedirler.

Birçok cephede İran kuvvetleri Saddam ordusunu yenilgiye uğratıyor ve ilerliyordu. Köşeye sıkışan Saddam kurtuluşu kimyasal kullanmakta buldu. 15 Mar 1988’de İran ve YNK kuvvetleri Halepçe Şehrini ele geçirdiler. 16 Mart 1988 de Irak rejimi kimyasal kullanarak 5.000 Kürt’ü katletti. Binlercesi de yaralandı. Bir hafta sonra Süleymaniye güneyinde bulunan “Kara Dağ” mıntıkasında 2. Enfal başlatılmış oldu. Kaçanlar yakalandı, erkek ve kadınlar birbirinden ayrılarak, erkekler katledildiler. Nisan ayında Kerkük ve Germiyan bölgelerinde 3. Enfal yapıldı, binlerce insan katledildi. Esir alınanlar çöl bölgelerinde toplama kamplarına alındı. Mayıs ayından Ağustosa dek bu Enfal süreci Soran ve Behdin’an bölgelerinde devam ettirildi. 20 Ağustos 1988’de BM kararına istinaden İran ateşkesi kabul etti. Saddam daha da çıldırarak adeta Güneydeki Kürt halkının sonunu getirmeye çalışıyordu. Tam rakam bilinmemekle birlikte 182 bin insanın bu Enfal operasyonlarında katledildiği kabul edilir.

Sonuçta 4000’e yakın köy ve mezra yerle bir edildi, 1,5 milyon insan göçe zorlandı. Bir kısmı İran bir kısmı da Türk devletine sığınmak zorunda kaldı. Yollarda açlık, sefalet ve ölümler hâkim olan unsurdu. Güney Kürdistan toplam 75 bin km kareyi kapsayan bir coğrafyadır. Saddam rejimi 45 bin km karesini insansızlaştırmayı hedef almıştı ve büyük oranda da gerçekleştirdiği söylenebilir. Kürdün payına düşen yine yenilgi, yine acılar ve bir başka bahara kalmış özgürlük hayalleri… (Devam edecek) 29.01.2018

Not: Kaynak; (David Mc Dowall, Modern Kürt Tarihi, Doruk Yay. Ankara, 2004, Kitabından yararlanılmıştır.)

Hasan Özgüneş

Okumadan Geçme

Hasan Özgüneş’in Kaleminden TARİH VE TARİHE BAKIŞ (15)

                              …

Bir Cevap Yazın