Son Haberler

Cemal Karakuş yazdı: Afrin’e sefer olur zafer olmaz

Türk devletinin gündemi Afrin. Kobene sürecinde beklenen Kürt yenilgisi gerçeklememesi Erdoğan için beklenmedik bir öngörü oldu. Erdoğan iktidarındaki Türkiye, Ortadoğu’da oynadığı oyunların hiç birisinde istediği sonuçları elde edemedi. Türk politikası Ortadoğu’da yıkımın ve katliamın dışında halklara zarar vermekten başka birşey getirmedi. Bir nevi Ortadoğu’nun en büyük kaybedeni Türkiye dersek abartmış olmayız.

Özellikle Suriye üzerinden oynanan oyun bir nevi Ortadoğu’nun yeni dizaynını gerçekleştirmenin ön ayağı idi. Kışkırtılan cihatçı grupların gerçekleştirdiği yıkımın arkasından kurtarıcı misyonu ile sahaya giren başta ABD, Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer koalisyon cephesi istediği hasılatı gerçekleştiremedi. Ortadoğu’daki denklemlerin anlık değişeceğini hesaba katmadılar. Rusya ve İran faktörü istenilen ve beklenilen tüm oyunları allak bulak etti. Tam yenildi denilen Esad yönetimi Rusya, İran, Hizbullah faktörü ile bir dengeyi oluşturdu, süreç ile birlikte Rus eksenli müttefikler daha kazançlı bir hale geldiler.

Tabiki Suriye ve Irak’taki gelişmelere en etkili faktörü hiç hesaba katılmayan Kürtler damgasını vurdu. Irak’ta Kerkük, Şengal, Mahmur alanlarında verilen mücadele Kürtlerin hakim olduğu toprakları hem korumuş hem de daha geniş bir alana yayılmasınıda sağlamış oldu.

Suriye’de cihatçıların bir anda ülkenin nerdeyse üçte ikisine sahip olması, Suriye ordusunun hem hazırlıksız yakalanması, hemde ordunun insiyatifini kaybetmesi, dağılma süreçine girmesi, aynı zamanda ağır yenilgiyi de getirmiş oldu.
Tüm bu gelişmelerin akıbetinde hiç hesaba katılmayan Kürt faktörü hızlı bir örgütlenmeye ve silahlanmaya girerek, Kürt nüfusunun ağırlıkta olduğu yerlerde kendi kurtarılmış bölgelerini de beraberinde getirdi. Rojava’nın üç kantonu bu süreçte hiç hesaba katılmamıştı, Erdoğan’ın Suriye de yarattığı yıkım bir nevi Kürtlerin oyunu bozucu ve kendini doğurmasını da sağlamış oldu. Suriye’de Kürt kantonları veya özerkliği iç savaşın sonuçlarından biriydi. Erdoğan’ın evdeki hesabı pazara uymamış, geri tepmiş, Kürtlerin özgürlüğünün de yolunu açmıştır. Kürt özgürlük mücadelesi, Suriye ve Irak’ın çetelerden kurtulmasının da yolunu açmış oldu. Kobani’de yenilen IŞİD, aynı zamanda da çözülmenin de başlamasını beraberin de getirmiştir. Kobani direnişi ile bir anda tüm dengeler değişmiş, yeni bir süreçin ve aktörlerin ve ittifaklarında değişimini sağlamıştır. Kobani süreci ile birlikte ABD, cihatçı gruplarla olan bağlantısını bir nevi bitirmiş, Kürtler üzerinden politika yürütmeye başlamıştır. Aynı politika ile Afrin üzerinden Ruslar da Kürtlerle yakınlaşmıştır. Çoğu zaman Ortadoğu’da kimin eli kimin cebinde olduğu çok karışık bir denklem olarak ortada durmaktadır. ABD ile işe başlayan Türkiye uçağını düşürdüğü Rusya ile ittifak ararken, cihatçıları destekleyen ABD birden Kürtlerle iş görmeye yönelebilmiştir.

Kürtler kendi yağı ile kavrulurken, Türkiye-Esad ve cihatçılarla olan çatışmanın süreçinde Kobani düştü düşecek denilirken, verilen müthiş direniş ABD’nin yön değiştirmesini, Kürtlere yanaşmasını sağlamıştır. Tabi ki ABD bölgede kendi çıkarları için politikasını belirlemekteydi, aynı süreç Kürdler için de geçerliydi. Bir yandan Cihatçıların ablukası diğer yanda Türk devletinin ablukası altında yeni doğmuş kantonlar filizlenmeden yok edilmek istenmekteydi. Keza dönem dönem Esad güçleri ile de Kürtler savaşmak zorunda kalıyordu. Bir nevi Kürtler tehlikeli bir politika da izleyerek ve zorunluluk da olayın bir başka boyutu: Kürtler var olmak için, yıkılmamak için bölge çelişkilerini iyi kullanarak hem kendi bölgelerini korumuşlar hemde Suriye Demokratik Güçleri’ni kurarak daha geniş alanların özgürleşmesini, IŞİD ve diğer cihatçı grupların yenilgisini de sağlamış oldular.

Afrin üzerinden sürdürülen kışkırtıcılık Erdoğan’ın barutunu tüketmiş kabadayılığın son kozu olarak uygulamaya koyduğu senaryodan başka birşey değildir. Erdoğan Afrin cenki ile hem sahada kalmak istemekte, hemde Afrin provakasyonu ile iç politikada kendi lehine bulanık su da balık avlamanın yollarını döşemektedir. Hiç bir tutarlığı ve gerekçesi kalmamış olağanüstü hali sürdürmenin bir aracı olarak Kürt düşmanlığını sürekli kazımakta, Suriye’deki son cihatçı kalelerin elden gitmesi, tutunacak sadece Kürtlerin varlığını düşmanlığa dönüştürerek iç ve dış politikada faktör olarak işlemek istemektedir. Afrin çığırtkanlığı gündeme getirilmesi ile hemen OHAL 3 ay daha uzatılmış da oldu. Erdoğan OHAL ve kararnamelerden o kadar mutlu ki hiç bitmesini istememekte en azından Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bu koşullarda girmeyi beklemektedir. Erdoğan’ın iktidarda kalmasının faktörleri olarak bir iç huzursuzluk ve iç düşman tehlikesi her daim olmalı ve dış güç olarak da dün Esad bugün ise Kürdler bir düşman olarak sürekli taze tutulmalıdır. Öteki türlü istikrar ve düzen Erdoğan’ın seçim yenilgisine sebebiyet oluşturabilir, bu da Erdoğan’ın üzerinde oturduğu koltuğun getirdiği rantın ve saltanatın sonunu hazırlayacağı korkusudur.

Afrin meselesi, Türk egemenliğinin yüzyıldır görmek istemediği Kürt realitesinin devamının politikasıdır. İçeride ve dışarıda sürdürülen Kürd düşmanlığı statükonun korunması, Kürtlerin sömürülmesinin ve topraklarının işgalinin devamını teyit ermektedir. Kürt sorununu daha hala bir demokrasi ve özgürlük sorunu olarak görmeyen faşist devletin, eski tarzda politikayı sürdürmesinin bir aracı olarak Afrin ekseninde Kürd düşmanlığını örgütlemektedir.

Afrin’e Türk askeri girer mi sorusuna verilecek cevaplar sıralanacak olursa,

1-Rusya bu izni kullandıracak süper güç olarak orda durmaktadır. Rusya Afrin kozunu Türkiye’yi bataklığa çekme aracı olarak kullanabilir. Pazarlıklar yapıp, İdlib ile takas da yapabilir.

2-Rusya hava sahasını açmayarak sadece kara hareketine izin de verebilir, bu da şu anlama gelir PYD tüm ön hazırlıklarını yapmış, en son modern silahlara da sahiptir, ayrıca bölgenin dağlık olması partizan savasına çok uygundur. Türk askeri çok büyük kayıpları vermeyi göze almalıdır. Bölgede yaklaşık 30 bin PYD savaşçısı ve en az 50 bin milis desteği vardır. Halk tepeden tırnağa silahlıdır, Türk askeri için çıkışı olmayan bir mağlubiyettir.

3-Afrin işgali Kuzey Kürtlerini harekete geçirecektir. Sonu hesaplanamayacak bir yolun da başlangıçını oluşturabilir. Keza Türkiye terörist devletler listesine girebilir, diş müdahalelere açık bir hal da alabilir.

4-Erdoğan’ın iktidarda kalma savaşı olarak Afrin, Erdoğan’ın korkulu rüyalarını gerçeğe dönüştürebilir, askeri darbenin yolunu da açabilir, bu deliden kurtulmak için bugün işbirliği yaptığı Ergenakoncular tarafından ipe bile çekilebilinir.

Yani kısacası Afrin’e sefer olur zafer olmaz…

Okumadan Geçme

Hasan Özgüneş’in Kaleminden TARİH VE TARİHE BAKIŞ (15)

                              …

Bir Cevap Yazın