Son Haberler

Hasan Özgüneş’in Kaleminden TARİH VE TARİHE BAKIŞ (9)

 

                                                     TARİH VE TARİHE BAKIŞ (9)

                                                         Ulusal Tarih kuramı:

İlk öncülük (1560) Bodin ve La Popeliniere tarafından yapılır. Etienne Pasquier’inEksiksiz Tarih” yapıtının yöntemini esas alarak yeni bir kurama öncülük ederler. Fransa Kral’ının değil, Fransız halkının tarihi esas alındı. (a.g.e. S. 68)

Siyasi ve askeri anlayışına yanaşmayan “Pasquier” Fransız toplumunun kurumlarını, şiirin, dilin ve kültürün tarihini yazarak işe girişti. Pasquier, yöntemiyle görececiliğe kaydı. Her tür tarih felsefesini red etti. “Her şey kararsızdır, dönüşümdür” diyordu. Ona göre: “takdiri ilahi yarattığına müdahalede bulunmaz.” Cizvitler onu zındıklıkla itham etti.

Avrupa’da 17. yy’da edebi tarihten ilmi tarihe geçişin yüzyılı olur. Bilim olarak tarihin doğuşu batılılara göre; Mabillon’un, “Diplomatique’yi”yayınladığı 1681 yılı olarak kabul edilir. Eski yazarlardan, Cicero, Ploutarkhos, Titus Livius’un model olarak ortaya koydukları; “siyasi, ahlaki ve estetik” tarih anlayışı yeniden zemin bulmaya başlar. Öte tarafta, Fransa’da, monarşik devletin inşası sürecinde resmi tarih yazıcılığı yaratılmıştır. 12. Louis’in çağrısı üzerine “Paul-Emile” monarşi ile ilgili yeni bir tarih yazmasını emreder. (1437) Resmi tarih yazarlık müessesesi oluşturulur. Tarihçilerin görevi monarkları ve devletlerini meşrulaştırmaktı. İşte, “tarihi bakış köleleştirir de, özgürleştirir de” sözü burada anlam bulur. O. Ranum’un söylemiyle bu tür yazarlar; “Fransa kralarını öven zanaatkarlardı.” Fransa krallarının büyüklüğü ve soylarının kadimliğinden söz ederlerdi. Bu methiyeci tarih anlayışı her hususu dillendirmeyi mübah görürdü. Orta Çağ boyunca ve Yeni Çağ’da  bile, hatta bugün dahil bu anlayıştan önemli oranda vazgeçilmiş değildir.

Bu tarih anlayışının benzerini doğuda da görmek mümkündür. Osmanlı iktidar yapısında bu tarihsel bakış mevcuttur. İktidarın meşruiyetini, padişahların ululuğunu kutsama ve topluma kabul ettirme misyonu ile görevli idiler. Tarih yazıcılığı, vakanüvislik bu amaca hizmet ederdi. Askeri zafer belgeleri, methiye şiirleri, menkıbenameler, kahramanlık öykü ve destanları, seyahatnameler, nasihatnameler vb. tümü saray yönetimince denetlenir ve perspektifler verilerek hazırlatılır. Nesnellikten uzak istence uygun tarih yazıcılığı yapılırdı. Aşık Paşazade, Neşri vb. bu yöntemi izlemişlerdir. 16. ve 17. yy’da bu yaklaşım sorgulanmaya başlanır. Yeni yaklaşımların da doğmasına vesile olunur. 17. yy’da “Edebi Tarih” anlayışı da ortaya çıkar. Philipe Aries bu konuda şunu vurgular; “olayların hepsi birbirine benzer, fakat üslup ve tarz daima değişir” der. Edebi tarihte, tarih edebi sözlerle sanatlaştırılırdı. Nutukta güzellik aranır, düşüncede derinlik, eylem ve üslup birliği sağlanmaya çalışılırdı.

1650-1750 yıllarında Romantik Tarih Bakışı da gelişmeye başlar. Daha çok gizli, romantik hikayeler konu edinirdi. Papaz Saint Real, 2. Philippe’nin eşi Kraliçe Elizabeth’e aşık olan “Dom Carlos’u” kıskanması konusunu yazar. Saint Real der ki; “tarih bilmek, konusu olan insanları tanımak, salim kafayla değerlendirmek, insanların saiklerini, kanılarını ve tutkularını incelemektir” der.

  1. Ve 17. Yüzyıllarda müsbet bilimlerin gelişmesi, tarihi tartışır hale getirir ve bir disiplin olarak yeniden doğuşuna hizmet eder. Kuşkucu yaklaşımın güçlenmesine zemin doğar. DESCARTES’in metot üzerinde konuşmasında; (1637) “tarih tetkiki mümkün olmayan şahitliklere ve hafızaya dayanır ve dolaysıyla da pek bir önem arz etmez” der. Kuşkucu tarihçiler; tarihin bilimsellik temelinde ele alınamayacağını, ancak ondan yararlanılabileceğini, fakat tamamen güvenilemeyeceğini belirtiyorlardı. Descartes, Boyle, Spinoza, F. Bacon, Hobbes, Locke bu bakışı önemseyenlerden idiler. Leibniz bu konuda; “tarih sınırlı bir bilimdir” der. Kuşkuculuk ekolü önemli bir süre zarfında varlığını sürdürür ve yeni arayış ve tartışmaların da zeminini oluşturur.
  2. yüz yılın sonlarında (1680) Avrupa’da yöntem konusunun gündemleştiği dönemdir. Kuşkuculuğa karşı, Benedik’ten kitap uzmanlığı ciddi tepki gösterir. Kutsal metinlerden kuşku duyulmasından, Orta Çağ sözleşmelerinin belgelerinden kuşku duyulmasından rahatsızlık duymaya başlarlar. Mabillon, iki bağımsız metin birbirini doğruluyorsa “sahih” olabileceği ilkesini öne sürer. Sahih; bir otorite, kurum veya şahıs tarafından kefil olunan demekti. Geleneğin otoritesi yerine, kaynağın otoritesi esas alınmaya başlanır. Bu çabalar, yazıt bilim, nümismatik (eski para bilimi), mühür bilim, paleografik gibi yardımcı bilimler doğar.

Yeni yöntemle; 1-sahih belgelere ulaşmak. 2-araştırma ve incelemenin yapılması, arşivlerde dağınık halde bulunan kaynakların bir araya getirilmesi benimsendi. Sain-Maur ve arkadaşları manastırlardaki arşivleri ekip şeklinde çalışarak not ve kopyalardan 40 ciltlik bir eser oluşturdular. Bir nevi tasnif ve derleme idi. Bu çalışmaları sürdürürken tarafsızlık vurgusuna dikkat çekerlerdi.

Pierre Bayl, tarihçi hakkında şunu dile getirtir; “ eğer tarihçiye memleketin neresidir? Diye sorulursa şöyle cevap vermeli; “Ne Fransızım, ne Alman, ne İngiliz ne İspanyol vb. dünya vatandaşıyım, ne imparatorun ne de Fransa kralının hizmetindeyim, ben sadece hakikatin hizmetindeyim demeli.” Böylece 17. yy’dan itibaren tarih kurallara tabi ilmi bir disiplin haline geldi. Tabi içerisinde birçok sorun taşıyarak. 18. Yüz yıl aydınlanmayla birlikte klasizm 1750’lerden itibaren yükselişe geçer. Antik Çağ hayranlığı artarken, arkeolojiye karşı ilgi uyanır. 1711’de Harkulanaum, 1748’de Pompe’u arkeolojik kazılara girişirler. Birçok yazar bu alana ilgi duyar. “Voltaire” plastik sanatlar alanında yoğunlaşır. Aynı dönemde tarih ve felsefe tartışmaları gündemleşir. Felsefesiz tarih olur mu? Sorusu cevap bekler konuma gelir. “ D. Alembert” bu konuda şunu söyler; “tarih bilimi felsefenin aydınlatması olmaksızın, beşeri ilimler arasında en son sırada gelir” der. (Tarih Nasıl Yapılır S. 80)  (devam edecek) (28.12.2017)

Hasan Özgüneş

Okumadan Geçme

özgür basına yönelik baskı ve tutuklamaları protesto edildi

  GÖRÜNTÜLÜ FOTO: ist-21-04-2018-gazeteciler-aciklama ‘Tek tipleştirmek istediğiniz gazeteciler olmayacağız’ İSTANBUL – İstanbul Özgür Basın Platformu, …

Bir Cevap Yazın