Son Haberler

Hasan Özgüneş’in Kaleminden TARİH VE TARİHE BAKIŞ (8)

 

   TARİH VE TARİHE BAKIŞ (8)

Orta Çağ İslam düşüncesinin ve kültürünün başat kaynağı “Kuran” ve peygamberin sözleri olan “Hadislerdir.” Bu iki kaynakta tarihin anlamı, değeri, amacı üzerine bazı düşünceler kısa olarak yer edinmiştir. Geçmiş kavimlerin başlarına gelenler, ibret alınması gereken kimi öğütler, tanrının evren üzerindeki denetimi, toplumsal, bireysel yaşamın onun emir ve ölçülerine uygun yaşanması gerektiği vurgulanmıştır. Dünyadaki yaşamın geçiciliği vurgulanırken, tarihten, dini, ahlaki, ders ve ibretlerin alınmasını öğütler. İslam, diğer semavi dinler gibi kendine uygun bir tarihi bilinç ve felsefesini oluşturmuştur.

İslam’da “vakanüvis tarihçiliği”, ”hilafet tarihçiliği ve “telif tarihçiliği” tarzları geliştirilerek, giderek kültür tarihçiliğine yönelmeler de olmuştur. Mevcut din perspektifli anlayışı köklü boyutta aşmak ve gerçek manada tarihi ayakları üzerine oturtmak isteyen tarihçi İbni Haldun olmuştur. İbni Haldun, var olan şeylerin özünün derin araştırılmasını, gerçeğinin anlaşılmasını, kaynaklarıyla birlikte nedenlerini ortaya koymayı, olayların neden, niçin, nasıl meydana geldiğini ifade edilmesi gerektiğine vurgu yapar. Ayrıca geçmiş olguların da şimdikilerle karşılaştırılması gerektiğini de önemser. İbni Haldun eleştiri olarak şunu vurgular; “tarihçilerin, tefsir ehlinin çoğu sadece nakle dayandıkları, onların altlarında bulunan temelleri ile karşı karşıya getirmeyip, benzerleri ile karşılaştırmayıp, felsefe ölçütünün yardımıyla var olan şeylerin doğalarının bilgisi, derin düşünme ile hüküm verme veya tarihsel sezgi ile incelemeye tabi tutmadıkları için naklettikleri hikayelerde ve olaylarda yanlışlara düşmüşlerdir” der. İbini Haldun tarihle ilgili bakışını ”İber Mecmuasın’da” (dergisin’de) kapsamlı şekilde dile getirmiştir.

Tarihin konusu hakkında şunları dile getirir; “tarihin, hakikatinin, alemin umranı (yaşanan bölge-alan) olan insani toplumsal örgütlenme ve bu bayındırın doğasından doğan vahşilik, ehlilik, çeşitli asabiyeler, insanların bazılarının diğerleri üzerine çeşitli egemenlik biçimleri, bu egemenlik alayından çıkan mülk, hanedanlar, bunların içinde mevcut dereceler, insan hayatını kazanmak ve sürdürmek için gerçekleştirdiği çeşitli kazanç ve geçinme yolları, bilimler, sanatlar gibi olay grupları ve umranda meydana gelen benzeri haller üzerine bir haber olduğu bilinmelidir. Çünkü gerçek tarih; var olan şeylerin aslını derin aştırma, gerçeğini anlama, kaynakları ile ince nedensel açıklamalarını verme, olayların nasıl ve niçin meydana geldiklerinin derin bilgisidir” der. (İbni Haldun, S.60-61, Ahmet Arslan İst Bilgi Üniversitesi yay.)

  1. Braudel der ki; tarih sosyolojileşmeli, sosyoloji tarihleşmeli.” Tam da burada İbni Haldun bunu yapmış, Doğu İslam Tarihçiliğinde yeni bir çığır açmış ve gelecekteki tarih perspektifinin önünü aralamış ve zemin yaratmıştır denilebilir. İbni Haldun bu alan ve diğer alanlardaki çalışmalarıyla saygıyla anılmayı hak etmiştir.

Yeni Çağ’da,  tarih yazımı yeni bir boyut alır. Modern tarih anlayışı giderek şekil almaya başlar. Dinsel doğmalardan sıyrılmanın çabasına girilir. Ancak yine de tümden doğmalardan arınma sağlanmadığı gibi, önemli oranda yeni doğmaların etkisine girme yaşanır. Kuşkuculuk, faydacılık yaklaşımı öne çıkmaya başlar.  Modern tarih anlayışı, büyük oranda doğu tasavvufçuluğu ile başlar. “Multelize Hareketi” , “Batıni Tarikatları” ve başta İbni Haldun’un etkileri önemlidir. Nasturi ve Süryanilerin, Arapça eserleri çevirerek, Avrupa’da bilime, felsefeye olan ilgiyi arttırmıştır. Öncesi, kilise Antik Yunan, Roma düşünürlerinin dinle uyumlu olmayan eserlerinin okunması yasaklanmıştı. Rönesans ve Aydınlanma ile bu çeper kırılmaya başlar. Batı İbni Haldun’dan etkilenmiş, 15’ci ve 16’cı yy’da laikleşme hareketleri ile birlikte politik, ulusal tarihçilik gelişme göstermeye başlar. Dinde reformlar gerçekleşmeye başlar. Ders olarak okullarda okutulur. Ancak hala bir bilim dalı hüviyetine kavuşmuş değildir. Dönemin tarih yazıcılığı, kentlerin, kralların tarihini konu edinme sınırlarındadır. İktidar ve devlet yapılarını meşrulaştırmaya hizmet öne çıkan öncelikli husustur.

Tarihin disiplin haline gelmesi: Fransa’da 16. yy’ın ortalarından itibaren gerçekleşir. Modern bakış, Orta Çağ dini perspektifi ve yöntemini önemli oranda red eder. Antik Çağın tarih modelini önemli oranda örnek alır. Polybus, Heredod, Takikidus vb. Yunan, Roma tarihçileri dikkate alınır. Hümanistler; tarihin, siyasi ve ahlaki amaca sahip olması gerektiği hususunu öne çıkardılar. Politik tarih yazıcılığında dikkat çekici olanların başında MACHİAVEL gelir. Floransa’nın tarihini yazmıştır. (1525) Devlet’ler arası çatışmaları, nedenleriyle politik yönünü ele almıştır. Çelişki ve çatışmaların nedenlerini ve çözüm yollarını dile getirmiş, ulusun birliğinin sağlanmasını, krallığın devamını amaç göstermiştir. “Amaca varmak için her yol-yöntem mübahtır “ söylemi ona aittir. Aslında devlet ve iktidar için egemenlere her türlü ahlak, vicdan dışı pratiğin geçerliliğini bahşeden bir anlayış vücud bulmaya başlıyor.

  1. Luis, Paola Emilio, Titus Liulus’u model olarak Fransa monarşisinin tarihini yazmak üzere görevlendirilirler. Siyasi tarih atılımı bu anlamda ilk adımlarını atmaya başladı.

Tarih yöntemi konusunda, Jean Bodin ve La Popelinere kuramsal bir çalışma ile yeni bir biçim önerisinde bulunurlar. “Temel tarih kavrayışı için yöntem (1556) önerisinde”;  tarih, bilim insanlarının alanı olan doğa tarihinden ve ilahiyatçıların alanı olan uhrevi tarihten ayrı olarak, beşeri bir bilim olarak ele alınması gerektiğini ileri sürerler.  Yani tarihi; toplum içerisinde yaşayan insanların eylemlerini açıklar görüşü öne çıkar. Akılcı tarzda, evrensel bir tarih yazımı artık dünyayı mitsel başlangıcından itibaren ele almak değil, medeniyetleri veya halkları, ekonomik, sosyal, kuramsal, dini, kültürel veçheleriyle ele almak esas alınması gerektiğini söylerler. (Tarih Nasıl Yapılır, S. 65, F. Cadıou ve arkadaşları. İletişim yay.)

Henri De La Popeliniere, (1599) yeni bir amaç tanımlar. Ona göre; “tarihçi, olayları anlatmaya değil açıklamaya, hem de bütünüyle açıklamaya çalışmalıdır” der. Kaynakların kullanımını önemser. Ancak Orta Çağ efsane ve mucizelerini önemsiz görür.  ( devam edecek)   21.12.2017

Hasan Özgüneş

Okumadan Geçme

CHP’nin İzmir, Ankara ve İstanbul milletvekili adayları netleşti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başkanlığı’nda toplanan MYK ve PM toplantısının ardından İstanbul 1’inci Bölge adayları büyük oranda …

Bir Cevap Yazın