Son Haberler

Türfent davasında karar: Sıfır delil, 8 yıl 9 ay hapis

Savcı 19 aydır tutuklu bulunan Gazeteci Nedim Türfent’in tutukluluk halinin devamını istedi. Türfent, “O kadar tanık aleyhteki ifadelerini geri çekti. Buna rağmen hala tanık beyanlarını öne sürerek cezalandırılmamı istemek art niyetliliktir. Mahkemedeki beyanları geçerli değil ise neden mahkeme yapılmaktadır” diye sordu. Mahkeme heyeti Türfent’e 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi

Van’da 13 Mayıs 2016 tarihinde tutuklanan ve 22.5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Nedim Türfent’in “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla yargılandığı davanın 5’inci duruşması Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Yaklaşık 19 aydır tutuklu bulunan Türfent’in SEGBİS’le katıldığı kimlik tespiti yapılmasıyla başladı.

Tanık: 9-10 kişi hakkında teşhis yaptım, ekrandakini hatırlamıyorum

Mahkeme heyeti daha önce dinlenmeyen 3 tanıktan birinin yurt dışında olduğunu, birinin hakkında ailesinin “kayıp” ilanı verdiğini belirtti. Diğer tanık Zilan Atilla ise SEGBİS üzerinden dinlendi. Daha önce alınan ifadenin kendisine ait olmadığını söyleyen Atilla, yine emniyette kendisine bine yakın fotoğrafın gösterildiğini belirtti. Atilla, Türfent için ise “Ben 9-10 kişi hakkında teşhis yaptım, ekrandaki kişiyi hatırlamıyorum” dedi.

Karataş: 14 yaşında ifadesi alınmış

Tanık ifadelerinden sonra savunma yapan Türfent’in avukatlarından Harika Karataş, her duruşmada aynı şeylerle karşılaştıklarını ifade etti. Karataş şunları söyledi:

Beşinci duruşma oldu, hep aynı şeyleri söylüyoruz. Tanık sanığı tanımadığını söylemiş olsa da, ifadesi kanuna aykırı olarak alındığı için dosyadan çıkarılmasını istiyoruz. Çünkü tanık Atilla, 2 yıl önce Türfent üzerine ifade vermiş ve ifade verdiği dönem 14 yaşında şuan ise 16 yaşındadır. İfadesinin pedagog eşliğinde alınması geriyordu; ama öyle yapılmamış. Bu durum Çocuk Koruma Kanununa aykırıdır. Türfent aleyhine ifade veren Nahide Özaras’ın daha önce başka dosyada verdiği ifadesini siz mahkeme heyetine sunmak istiyorum. Özaras bu ifadesinde okuma yazması olmadığını baskı sonucunda ifade tutanağına kendisinin parmak basılarak hazırlandığını, sanığı hiç tanımadığını, Yüksekova’da sadece 1 ay kaldığını ve bu sürede evde tutulduğunu, evden hiç çıkmadığını beyan etmiştir. Ayrıca bu şahsın ilaç kullandığı beyanlarında mevcut. Bu şahsın çelişkili ifadeler verdiği ortadadır. Türfent’in dosyasında aleyhte delil kalmamıştır.

Oflas: Savcılık işkence için neden soruşturma başlatmıyor?

Türfent’in diğer avukatı Barış Oflas ise, Nahide Özaras’ın beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, çünkü aynı kişinin başka sanıklar üzerine de çelişkili ifadeler verdiğine dikkat çekti. Oflas şöyle konuştu:

Şevket Güldal adlı tanığın da işkence gördüğü raporlarla tespit edilmiştir. Ayrıca adliye salonlarında da işkencenin yapıldığına daha önce de şahit olmuştuk. Hatta şuradan sormak lazım, savcılık makamı neden bu işkence raporları olan tanıkların neden işkenceye uğradığını sormuyor ya da böyle bir soruşturma başlatmıyor? İfadelerin tamamı kolluk tarafından alınmıştır. İfadelerin hukuka uygun olmadığı kanaatindeyiz ve ayrıca birçok ifadenin SEGBİS üzerinden alındığını ifadenin alındığı yerde kamera açısının dışında kalan noktalarda ifadesi alınan tanığın tehdit edilip edilmediğini bilmiyoruz.

Oflas, konuşmasının ardından konuya ilişkin bütün ifadelerin dosyadan çıkarılmasını talep etti.

Avukatların savunmalarının ardından mütalaasını sunan savcı ise, alınan ifadeler doğrultusunda Türfent’in suçunun sabit olduğu, bu nedenle sanığın serbest bırakılması durumunda kaçma şüphesinin bulunduğu gerekçesiyle tutukluluğun devamını istedi.

Türfent: Tanıklar ifadelerini geri çekti ama kolluktaki ifadeleri esas alınıyor

Savcının bu talebinin ardından duruşma Türfent’in savunması ile devam etti. SEGBİS aracılığıyla savunma yapan Türfent savunmasında şunları söyledi:

Keşke savcı esas hakkındaki görüşünü gözaltına alındığım sırada verseydi. Mahkeme daha erken biterdi. Çünkü yaklaşık 2 yıl önce tutuklandım. Savcı mütalaasında gözaltına alındığım andaki yaşananları tekrar etti. 5 celseden bu yana duruşmalar sürüyor. O kadar tanık aleyhteki ifadelerini geri çekti. Buna rağmen hala tanık beyanlarını öne sürerek cezalandırılmamı istemek art niyetliliktir. Mahkemeye olan güvenimiz devam ediyor ama mütalaada bunu göremedik. Yüzleştirme suçlu ile suçsuzu ortaya çıkarmak içindir. Fakat mütalaada tam aksine olmuştur. Mütalaada kolluktaki ifadeler dikkate alınmıştır. Mahkeme huzurundaki beyanlar geçerli değil ise neden mahkeme yapılmaktadır. Gizli tanığın HDP binasına ve belediye binasına gittiğime ilişkin sözlerini suç olarak kabul etmediğim için buna ilişkin savunma yapmayacağım. Savunma yapmaya gerek duymuyorum çünkü.

“Gizli tanığın mahkeme huzuruna gelmesini mahkeme kabul etmedi”

Gizli tanığın mahkeme huzuruna gelmesini istediğini söyleyen Türfent kabul edilmediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:

Gizli tanık Kanireş kampında beni örgüt üyeleri ile samimi şekilde gördüğünü söylemişti. Gelseydi sorularımız olacaktı. Kaldı ki ben bir gazeteciyim, Türkiye’nin her yerine gittim. Şemdinli ve Yüksekova da buna dahildir. Ben buralarda iken telefonum da sürekli yanımda idi. Bir gazetecinin olmazsa olmazlarından biri telefonudur. Şayet gizli tanığın bu beyanları doğru olsaydı, telefonlarıma ait HTS kayıtları istenir ve dosya içerisine konulurdu. Sosyal medya paylaşımlarımın tamamı yaptığım haberlerle ilgilidir. Bunların içinden cımbızlama yöntemi kullanılarak suç yaratmaya yönelik işlem yapılmıştır. Paylaşımlarımdan hiçbiri hukuksuz ya da suç teşkil eden eylem içermemektedir. Örneğin, cımbızlanarak konuşmada geçen ‘Zulme sessiz kalma’ sözünü söyleyen sanki benmişim gibi algı yaratılmıştır. Oysa bu tırnak içinde söylenmiştir. Tırnak içindekiler de gazeteciyi bağlamaz. Bir haber için çektiğim fotoğrafta uzaktan bir bayrak göründüğü için suçlandım. Oysa mesela Hürriyet gazetesinde YPG tankları ve bayrakları fotoğraflarıyla gösterildi. Onlara suç değil ve gazetecilik hakkı, yasal ama benim için neden suç sayılıyor. Ben Yüksekova’da “direniş” yazdığım için suçlandım. TRT’de de “Musul’da direniş sürüyor” diye haberleri bizzat dinledim. Ona serbest bana neden suç? Ne TRT ne de benim için suç sayılamaz. Fezlekeyi hazırlayanlar haberi yapanın Kürt ya da muhalif olduklarına bakıyorlar diye şüphe duyuyorum. Gazetecilik her iki taraf için de haber yapma eylemidir.

“Yayın politikamızı iktidar belirleyemez”

Savcılık makamının önyargı ile hareket ettiğini söyleyen Türfent:

Savcılık makamı önyargılarını bıraksın. Savcı da benim gazeteci olduğumu, savaşçı olmadığımı biliyor. Dünyada toplam 250 ile 300 gazeteci tutukludur. Sadece Türkiye’de 170 gazetecinin cezaevinde olmasına anlam veremiyoruz. Sayın hakimin yargılama yaparken, siyasi hiçbir baskı olmadan yargılama yapması gerekiyor. Bu şekilde olacağına da inanıyorum. Türkiye üzerindeki kara bulutların dağılması için mahkemelere iş düşüyor. Türkiye’nin önünün açılması yine mahkemelerin adil yargılama yapmasıyla olacaktır. İktidar tek tip medya yaratmak istiyor. Havuz medyasının repertuarının dışında haber çıkarsa, iktidarın karşısında olmuş oluyorsunuz. Muhalif haber yapınca ya vatan hainisiniz ya da teröristsiniz. Biz muhalif medyayız, politikamızı iktidar belirleyemez. İktidarın değirmenine su taşıyamayız. Bugün Cumhuriyet’ten Akın Atalay, DW muhabiri Deniz Yücel muhalif oldukları için içerideler. Biz de onlar gibi muhalif olduğumuz için içerideyiz. Gazetecilik vicdanla yapılır. Bir nevi halkın vicdanıdır. Bunun aksine haber yapmamız mümkün değildir. Bunu böyle yaparsak göreve ihanettir. Yönetenler için bir kontrol mekanizmasıdır.

“Bugün de olsa yine aynı haberi yaparım”

Savunmasının devamında Roboski Katliamı’nı hatırlatan Türfent, sözlerini şöyle sürdürdü:

Muhalif gazeteciler olmasaydı, katledilen Roboskili 34 köylü hala terörist olarak anılacaktı. Biz adaletin kış uykusundan uyanmasını istiyoruz. Yaklaşık 7 yıldır gazeteciyim. Binden fazla haber yaptım. Bu haberlerin bir kısmının iktidar tarafından beğenilmemesi olağandır. Belki hoşlarına gitmeyebilir. Ama bunu hukuki bir şekilde dile getirmeliler. Gazetecileri içeri atarak yapmış oldukları haberleri bertaraf etmeye çalışmaları hukuki değildir. ‘Türkün gücünü göreceksiniz’ haberini yapmasaydım bugün belki burada olmayacaktım. Ama bugün de olsa yine aynı haberi yaparım. Yaptığım o haber bazı kimseleri huzursuz etmiştir. Bu yüzden beni istenmeyen adam ilan etmişlerdir. Bunlar belki İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınan polisler ya da başka birileridir. Gazetecilik vicdani görevdir. Ben de bu vicdani görevi yerine getiriyorum. Yüksekova’daki çatışmalarda öldürülen ve polis tarafından zırhlı araçların yanında kafalarından tutulan ‘Nedim seni bu şekilde yapacağız’ diyen polislerin tutumu husumet değil de nedir. Şayet husumet değil ise ben bu konuda savunma yapmayacağım. Birileri ülkeyi soyup soğana çeviriyor davalık olmuyor. Ama iki muhalif haber yaptığım için yargılanıyorum. Gazetecilere deli gömleği giydirilmek istiyorlar. Ama muhalif gazeteciler ateşten gömleği giyerler deli gömleğini giymezler. Savcılığın önyargılarını bir tarafa bırakarak, hareket etmesini isterdim. Hiç kimse gazetecileri kriminalize edemez, terörize edemez. Ama benim hakkımda hukuk kurnazlığı yapılarak örgüt üyeliğinden ceza istiyorlar. AİHM’de ifade özgürlüğü ihlali ile ilgili 619 kez karar verildi bunun 258’i Türkiye aleyhine. Artık gazetecilerin günü dolsun ve özgürlüğümüze kavuşalım. Ben yapılan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Suçsuzum işim gereği sadece vicdani şekilde gazetecilik yaptım. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.

Türfent’in savunmasından sonra mahkeme, kısa bir ara verdi. Aranın ardından mahkeme, Türfent’i 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı.

Mezopotamya Ajansı

Okumadan Geçme

Hasan Özgüneş’in Kaleminden DILDARA BOTAN

    DILDARA BOTAN Ey! Hevala Rukîye; Keça dildara Botan, Hevala penaber; Xwediyî kul û …

Bir Cevap Yazın