Son Haberler

Hasan Özgüneş’in Kaleminden TARİH VE TARİHE BAKIŞ (4)

 

TARİH VE TARİHE BAKIŞ (4)

                                         İnsan’ın Evrimi ve Tarihi Başlatma Sorunu

İnsan nedir? İnsan ne zamandan beri vardır? Kim yarattı? Gelişimi nasıl oldu? vb. sorular, insanların kafalarını kurcalayan sorular olarak hep var ola gelmiştir. Tek tanrılı dinler açısından sorunun cevabı kolayca verilmiştir. Tevrat’a göre tanrı; 6 günde dünyayı yaratarak, altıncı gün itibariyle de insanı yaratmıştır. Dolaysıyla insanın dünyamızdaki serüveni Adem ile Havva ile başlatılır. Dini yöntem, tarih-toplum-evren izahı açısından bir yöntemdir. Ancak gerçeğe-hakikate varma konusunda sorunludur. Dogmatik olduğu için kat-i ve kesinleştirici bir özelliği vardır. Allahın kelamı ile her şey başlatılır, araştırmaya, tartışmaya, kuşkuya yeterince yer vermez. İncil de, Kuran da, Tevrat’ın önemli kısımlarını içinde barındırırlar. Birçok konuda Tevrat’ı esas alırlar. İnsanın yaratımı ve sorumlulukları konusunda tümü olmasa da önemli oranda birbirine yakın görüşleri içerirler. İnsanlığın bir bölümü bu yöntemi ve bakışı çok uzun yıllar kabul etmiş ve etmektedir.

Dini yöntemle birlikte mitolojik, felsefi ve bilimsel yöntemlerle de hakikat arayışı hep olmuştur. Tüm yöntemlerden yararlanarak, dogmalara takılmadan özgür bir zihinle arayış sürdürülürse amaca varma, sorulara cevap bulma işi daha kolaylaşabilir. İnsan sezgisi, esnek ve kapsamlı zekası, tekniğin gelişkinliği giderek işi daha kolaylaştırıcı olmuştur. Ancak evrenin genişliği, büyüklüğü, karmaşıklığı her şeyin mevcut zeka ve tekniklerle öğrenmemize en azından bugün itibariyle imkan vermemektedir. Ama insanların bu öğrenme merakından da vazgeçmeyeceği ortadadır. Her şeye rağmen elde edilmiş ve gelecekte elde edilecek verilerle hakikate yaklaşmak ya da varmak önemli oranda olanaklı olabilir.

Semavi dinlerde, insanın yaratımı Adem-Havva yaratımı ile izah edilmiştir. Arkeolojik araştırmalar sonucu, benzer bir yaratımın Sümer Mitolojisinde de dillendirildiği görülmüştür.

Sümerler’in mitolojik yaratımı ile semavi dinlerin yaratımı benzerlik gösterir. Diğer bir boyutuyla bilimsel araştırmalar yoluyla elde edilen bulgular ve incelemeler gelişmelerin evrimsel bir çizgiyi seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu bilgiler ışığında yeni sonuçlara ulaşmak mantıklı olan görünüyor.

Günümüz araştırma ve incelemeleri sonucu DNA karşılaştırmalarıyla hayvan ve insanların genetik yapılarının birbirine çok yakın olduğu görülmüştür. Şenpanze ve Gorillerin insana en yakın akrabalar olduğu tespit edilmiştir. Orangutan, Gibon, Eski Dünya Maymunları, Yeni Dünya Maymunları ve Ön Maymunlar molekül ve anatomik araştırmalarla insana en yakın akrabalar olarak kabul görmüştür. Bir vurgu olarak belirtmek isterim ki bilgiyi mutlaklaştırmak her zaman sorun yaratabilir. Verili bilgilerden hareketle söz etmek istediğimi belirtmek isterim.

Prof. Vincent Sarich’e göre: Bağışıklık kimyası albümüne göre bir evrim saati oluşturuldu. Bu saate göre Gerçek Afrika Maymunlarının diğer maymunlardan ayrılması 20-30 milyon yıl önce olmuştur. İnsanın gerçek maymundan ayrılması 6-10 milyon yıl önce olduğu ihtimalini öne sürmüştür. ( Tarih Öncesi İnsanlar S. 23, R. J. Braidwood Arkeoloji ve Sanat Yay. İst. 2009)

Bazı araştırmalar, Ramapithecus ve Australopithecus gerçek maymunlarıyla “homonid” türüne geçiş yaptıklarını ileri sürerler. Bundan sonra da ön insanların gelişimi süreci başlar. ( R. J. Braidwood S. 25)

Australopitacus homo türünün fosilleri Doğu ve Güney Afrika’da bulunmuştur. Bu ön insansı fosillerin tarihlenmesi Braidwood’a göre; 5 milyon yıla kadar geri götürülebilmiştir. Alet yapım tarihi de yaklaşık 2-1,5 milyon yıllarına tarihlenmiştir. (a.g.e. S.20-21) Ancak kimi araştırmacılar bu tarihi 3 milyon yıla dek geri götürmektedirler.

Alaeddin Şenel’e göre: kuyruksuz Eski Dünya iri maymunlarının soyağacından 5 milyon yıl önce hominidlerin (insanımsılar) soy çizgisi ayrılmıştır. Bu evrim çizgisi 4,5 milyon yıl önce (iki ayaklı hominidler) hominianlara ve 3 milyon yıl önce de “homo” (geniş anlamda insan) cinsine ve sonunda onun bir türü olan “homo sapiens” türüne ulaşmıştır. (İnsanlık Tarihi, A. Şenel S. 63, Allan Wilson ve Vincen Sarich’ten aktarım)

Bir başka görüş de moleküller biyoloji bilgilerine göre de hominidler ile pongidlerin soy çizgisinin 7 milyon yıl önce ayrıldığını iddia ederler. (İnsanın Kökeni, Leakey S. 23, İnsanlık Tarihi, A. Şenel  S.119) Denilebilir ki mevcut verilere göre, yaklaşık olarak 5-7 milyon yıllarında hominidler diğer yakın akrabalarından ayrışmaya başlamışlardır.

J. Braidwood, “insana ne zaman insan denmeli?” bölümünde şu aktarımlarda bulunur; (Ortadoğu’da ve Kürdistan’da eşiyle birlikte 30 yıl boyunca arkeolojik araştırmalarda bulunmuştur.) Australopithecus homo türünün insana yakın olduğunu ve Afrika’nın Doğusunda ve Güneyinde iki çeşit fosiline rastlandığını söyler. Biri iri, diğeri ufak tür olarak. Ufak türün evrim geçirerek “Homo Habilis’e” ve Homo Habilis’in de Homo Erectus’a dönüştüğünü ileri sürer.

Austuralopithacus homo türü 1924 yılında “Raymond Dart” tarafından TUNGA’da Kireç Taşı Ocağında bulundu. Güney Afrika’da yüzlerce insan kalıntısı bulundu. İnsanlarla bulunan kimi aletlerin tarihlemesi 2-3 milyon yılı bulduğu tespiti yapılmıştır. Oldova Boğazı, Omo Havzası, Rudof Gölü ana merkezlerdendir. Tanzanya’nın Oldovai Boğazında 2 milyon yıl öncesi bir insan kafatası ve taş aletler, yongalar 1959’da araştırmacı Louis Laekey ve eşi Mary tarafından bulundu. Bu bölgede Homo Habilis türü de bulunmuştur. KOOBİ FORA bölgesinde insan ve hominidler bir arada bulundu. Rudof Gölün’de 2,6 milyon yıla tarihlenen insan türü araştırmacılar R. Leakey ve Giynn İsaec tarafından bulundu.  Rifth Vadisinde 3,5 milyon yıla tarihlenen homonid fosili, Java’da 1,9 milyon yıla tarihlenen Australopithecus fosili bulundu. (R J. Braidwood a.g.e. S. 30-31)

Bu ve benzeri birçok buluş insanlaşma evriminin nasıl ve hangi zaman dilimlerinde gerçekleştiğini belli bir oranda sunmaktadır. A. Şenel hominidlerin 5 milyon yıl önce şekillendiğini, 3 milyon yıl önce de insan türüne doğru evrildiğini yazar. 3-2,5 milyon yıllarında da Homo Habilis, 2,5-2 milyon yılda da Homo Erectus’un Homo Sapiens türüne dönüştüğünü iddia eder. (İnsanlık Tarihi, A. Şenel, S. 63, İmge yay. 2. Baskı,  Ankara 2009)

Yaklaşık olarak primatlardan kopuşu 5-7 milyon yılları içerisinde görebiliyoruz. İnsanın tarihini de bu zaman sınırından itibaren ele alma imkanına kavuşuyoruz. İnsanın evrimi konusundaki bu görüşler araştırmacılar tarafından genel hatlarıyla kabul edilen görüşlerdir. Son 50 yıldan bu yana elde edilen bulgular bu bilgi ve görüşleri güçlendiren niteliktedirler. Şu husus açık ki, tarih batı merkezci bakışın öne sürdüğü gibi ne Grek’le, ne de Roma ile başlar. Tarih Sümer ya da sınıfların çatışması ile de başlamaz. Söz konusu tarih insan tarihi ise, primatlardan kopuşla ya da daha doğrusu insan ne zaman ortaya çıktı ise o zaman başlar demek daha mantıklı ve gerçekçi olabilir.  NOT: (Devam edecektir.) 10.12.2017 

Hasan Özgüneş

Okumadan Geçme

CHP’nin İzmir, Ankara ve İstanbul milletvekili adayları netleşti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başkanlığı’nda toplanan MYK ve PM toplantısının ardından İstanbul 1’inci Bölge adayları büyük oranda …

Bir Cevap Yazın