Son Haberler

Hasan Özgüneş’in kaleminden TARİH VE TARİHE BAKIŞ (1)

TARİH VE TARİHE BAKIŞ  (I)

a-Farklı Tarih Tanımları

Tarihe bakış, özünde insanın gelişimine, doğaya ve bir bütün olarak evrene bakıştır. Gerçek veya gerçeğe yakın bir tarih anlayışı kazanılmadığı takdirde geçmişi, günümüzü ve geleceği doğru kavramak, önemli sonuçlar çıkarmak mümkün değildir. Denilir ki; ”tarih insanlığın belleğidir.” Tarih bilgisinden yoksun olmak bellekten yoksun olmak anlamına gelir. Ya da yanlış tarih bilgileriyle yüklenmek ve bunu da tarih olarak bellemek hakikatten uzaklaşmaktır. Yanlış bir tarih anlayışıyla yoğrulmak felaketlerin en büyüğü sayılır. Çünkü insan hakikatten ne denli uzaklaşırsa doğasına ve doğaya da o denli yabancılaşır. Doğasından uzaklaştıkça insani öz değerlerden de uzaklaşma zemini doğar. Bu gerçeği bilen egemen zihniyetler tarihi hep kendi lehlerinde yorumlamış, kurgulamış ve topluma benimsetmeye çalışmışlardır.  Gerçeği ters yüz etmekten, saklamaktan çekinmemişlerdir. Öcalan der ki; “hiçbir bilim dalı, tarih kadar üzerinde oynanmamıştır.” Dolaysıyla hakikate uygun bir tarih bilgisi ve perspektifine sahip olmak gerçeğe giden yola koyulmak demektir.

Tarih biliminin içinin boşaltıldığı kadar, tanımı da o denli anlaşılmaz hale getirilmiştir. “Her kafadan bir ses” misali neredeyse tarihle her uğraşanın kendine özgü bir tanımı olmuştur. Şüphesiz farklı ideolojik, felsefi, dinsel vb. bakışlı insanların farklı izahatları olmuştur. Bu anlamda tarihle ilgili çokça soru sorulmuş ve bu doğrultuda farklı cevaplar söz konusu olmuştur. Tarih nedir? Tarih nereden başlar? Tarih sadece insana mı özgüdür? Tarih bir bütün müdür? Yoksa birbiriyle alakasız kopuk evrelerden mi oluşur? Tarih tekerrürden mi ibarettir? Tarih düz çizgisel bir ilerleme mi kaydeder? Tarih bir kader mi? Benzer sorular çokça sorulmuş ve farklı tarih perspektifleri doğrultusunda cevaplar aranmış ve anlamlandırılmıştır. Cevaplar da farklı ve çeşitli olmuştur. Bu da, konu aynı olmakla birlikte farklı tarih anlayışlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Öncelikle şunu rahatlıkla söylemek mümkündür. Her şeyin bir tarihi vardır. Evrenin, hayvanların, bitkilerin, toplumların, etnik yapıların, bireylerin, dinlerin, devletlerin vs. tarihleri vardır. Tarihi dar bir alana sıkıştırmak özünü boşaltmak anlamına gelir. Marks’ın şu çarpıcı sözü açıklayıcıdır; “biz tek bir bilim biliriz o da tarihtir” der. Tarihin kapsayıcılığı açıkça görülmektedir.

Sümerli şair-edebiyatçı Ludingıra bir tablette tarih tanımını şu şekilde yapmaktadır; “toplumun gerçekliğini diğer kuşaklara aktarmak “ olarak belirler.

Platon, tarihi: “geçmişte yaşanmış, tanık olunmuş olayların bilgisi olarak görür.”

Herodot’a göre tarih: “öğrenilen, şahit olunan şeylerin anlatımıdır.”

Tukikidas ise tarihi; ”insani ve toplumsal olayları gözlem yoluyla bilgi olarak aktarmak olarak görür.” Değerlendirme ve yorumu önemser.

Bodin’e göre tarih: “geçmişte olup biten olayların doğru anlatımı ile edinilen bilgi etkinliğidir.”

Orta Çağ sayılı tarihçilerinden, Agustinosa göre tarih: ” Adem’in ilk günahından İsa’nın kurtarıcı olarak insanlara görünüp kurtuluşun yolunu göstereceği kıyamet ve Tanrı mahkemesinde insanların sorgulanacağı zamana kadarki süreçtir.”

Melanchton’a göre tarih: “senaryosunun Tanrının yazdığı ve yönettiği bir oyundur.”

Luther’e göre tarih: “Tanrı ile “şeytan” arasındaki savaştır.”

İbni Haldun’a göre tarih: “geçmiş insan topluluklarının hayatları ile ilgili durumlarını, adetlerini (ahlaklarını), peygamberlerin hayat hikayelerini, hükümdarların devlet ve siyasetlerini bize anlatan bu konularda bizi bilgili kılan bir disiplindir.” (İbni Haldun S.39 Ahmet Arslan İst. Bilgi Üniversitesi yay. 2009)

Zedlere göre tarih: “bizden öncekilerin deneyimlerini bölük pörçük bir araya getirme tarzıdır.”

Hegele’e göre tarih: “insanın özgürlük bilinci ile yaptığı eylemdir.”

Marks ve Engels’e göre Tarih: “sınıfların çatışmasından ibarettir.”

Bacon’a göre tarih: “insani ve toplumsal yaşam bilgisidir.”

Herder’e göre tarih: “mutlak varlığın uyumlu bir evrimidir ve bir defaya olaydan oluşmaktadır.”

Bayram İpekçioğluna göre tarih: “insan tarafından biçimlendirilmiş ya da insan üzerinde etkisini göstermiş, herhangi bir yerde ve zamanda olmuş şeyleri bunlara ilişkin sözlü-yazılı kaynakları ve maddi kültür kalıntılarını analiz-sentez yöntemiyle eleştiri süzgecinden geçirerek neden-sonuç ilişkileri içinde kavrayıp sistematik olarak açıklayan bir bilimdir der.”

Braclough’a göre tarih : “tarih hiç de olgusal değil, kabul edilmiş yargılar dizisinden ibarettir” der.

Burckhardt’e göre tarih: “bilincin uyanışının neden olduğu doğadan kopuşun bilgisidir, doğa ve kendi bilincine varmadır” der.

Fustel de Coulang’e göre tarih: “olguları saptamaktan, analiz etmekten ve aralarında bağ tespit edip onları benzeştirme faaliyetidir” der. Ona göre tarih bir insan bilimidir.

Saint Real’e göre tarih: “konusu olan insanları tanımaktır, bu insanları salim kafayla değerlendirmektir, tarihle uğraşmak, insanların saiklerini, kanılarını incelemektir.” der.

 Philipe Aris’e göre tarih: “olayların hep bir birine benzediği, fakat üslubun ve tarzın daima değiştiği bir anlatımdır” der.

Voltaire’ye göre tarih: “tarih, uydurma kabul edilen olayların anlatıldığı masalın tersine, sahih kabul edilen olayların anlatımıdır” der.

Ahmet Cevizci’ye göre tarih: “ insan toplumlarında zaman boyunca gerçekleşen değişimi betimleme sanatıdır” der.

Ömer Demir ve Mustafa Acar’a göre tarih: “niceliksel zaman açısından geçmişte olup bitenleri, toplumların geçirdikleri dönemleri yer ve zaman belirterek anlatan, geçmişte yaşanan olaylar arasında nedensel ilişkiler kurmaya çalışarak bu ilişkileri belge ve kalıntılara dayandırarak sistematik olarak incelemeyi konu edinen disiplindir” derler.

(TDK) Türkçe Sözlükte tarih: “toplumları, milleltleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her millettin kurduğu medeniyeti inceleyen bilimdir.” “ Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı” olarak ifade edilir.

  1. Hallet Carr’a göre tarih: “geçmişin ışığında bugünü öğrenmek, aynı zamanda bugünün ışığında geçmişi öğrenmek demektir, ayrıca herhangi bir olgu hakkında ve bu olguları ilgilendiren hususları geçmiş-güncel ve gelecek ağı içinde inceleyen, yorumlayan, sonuç çıkaran bir bilim dalıdır” der.

Gordan Child’e göre tarih: “insanın kendi türünü güçlendiren ve çoğaltan ve böylece uyumunu ve gücünü sağlamlaştıran yeni endüstrileri ve yeni ekonomilerin yaratılışını anlatan bilimdir” der.

Oral Sander’e göre tarih: “geçmişteki insan davranışlarını inceleyen ve olayların yorumunu yapan bir bilimdir” der.  Not: devam edecektir.  26.11.2017

Hasan Özgüneş

Okumadan Geçme

Hasan Özgüneş’in Kaleminden TARİH VE TARİHE BAKIŞ (6)

          TARİH VE TARİHE BAKIŞ (6) Orta Çağ Denen Dönemde Tarihe …

Bir Yorum

  1. insanlar ellerinde bir telefon sosyal medya takip etmekten tarihini unutmaya başladı

Bir Cevap Yazın