Son Haberler

Mehmet Aksoy’un ardından…

Yazıya başlarken sevgili Mehmet Aksoy şahsında tüm Kürdistan devrim şehitlerini saygı, hürmet ve minnetle anıyorum. Mücadeleniz mücadelemiz yolunuz yolumuz olacak.

 

Büyük Kürt şahsiyeti Musa Anter Newala Gesaba adlı şiirinde Kürtlerin kadersizliğini şu dizelerle dile getiriyordu:
“Zalima ji bo me Kurda logatek çêkirîye

Di logata wande navê kuştina me Kurda paqijîye”

Kürdistan toprağını dörde bölüp Kürde yaşam hakkı tanımadılar. Musa Anterin dile getirdiği gerçeklik Türk, Fars ve Arap işgalci devletleri için temel bir diskur adeta. Ve maalesef ki bu işgalciler Kürtlere karşı bu zulmü uygularken bütün dünyanın gözü önünde yapıyordu be hala da yapıyor. Bu zulme bu vahşete ses çıkarmayan, seyirci kalan zalim ve insafsız bir dünya gerçekliği ile karşı karşıyayız.

Yalnız, kimsesiz ve cesur Kürt halkı bu makus talihi değiştirmek için iki yüz yıla aşkın aralıksız bir isyan ve başkaldırı halinde yaşamış bulduğu her fırsatta mağrur ve başı eğilmez dağlarına çıkıp özgürlük arayışını haykırmıştır.

PKK hareketinde bu arayışın bir sonucu olarak doğmuş Kürdistan tarihinin en uzun soluklu devrimsel dönemi olmuştur. Dile kolay 40 yıla yakın aralıksız süren savaş koşulları. İşgal altındaki vatan topraklarının her bir parçasında süren çetin mücadele.

Sınırları aşan bir program, bölgeye sığmayan bir paradigma ve zamanları aşan bir hakikat oldu PKK mücadelesi. Ve şehitler tarihi ve adanmışlıklar tarihi ve kahramanlıklar tarihi oldu PKK tarihi. Kötü, düşkün ve yetersizlerin tutunamadığı; yiğitlerin, cesur ve onurlu Kürt çocuklarının kendini bulabildiği bir hayat felsefesi bir anlam ve bilinç okuluna dönüştü PKK. Ve kürdün kurtuluş reçetesinin adı olmuştu Rêber Apo’nun fedai ordusu.

Düşürülmüş ve çürümüş bir toplumun, zihni ve duygusu kırıma uğramış bir halkın Onur, haysiyet ve şerefinin adı olmuştu PKK.
Ve güzel yürekli insanların gözünü kırpmadan kendini feda ettiği adanmış dervişlerin dergahı olmuştu PKK.
Sevgili Mehmet Aksoy’da kendi halkının bu kadim trajedisini dünyaya duyurmak için, özgürlük tutkunu bu yiğitlerin hakikat arayışlarının bir parçası olmak için bu kervana dahil oldu.
Raqqa da İŞİD’e karşı verilen uygarlık savaşını dünyaya duyurmak için YPG basın biriminde çalışırken Raqqa’nın üç kilometre doğusunda Semra köyünde basın ve yardım kurumlarının olduğu güvenli bir bölgede IŞİD’in sızma operasyonu sonucunda şehid düştü, ölümsüzleşti. Özgürlük saflarına Katılalı daha üç ay bile olmamışken Mehmet’in şehadet haberi geldi ve başta Londra olmak üzere Diaspora’da yaşayan Kürt halkının ve dostlarının yüreğine ateş düşürdü.

Her şehit ayrı bir değer ayrı bir destan ve tarifsiz bir hikayedir. Tıpkı Mehmet’in hikayesi gibi. Ailesi Kürdistan ulusunun Ezidilerden sonra en çok katliama maruz kalan kesimi olan Alevi Kızılbaş bir ailedir. Türk devletinin katletme, insansızlaştırma, göçertme, açlığa mahkum etme politikaları sonuncunda batı Kürdistan’ı terk edip Avrupa’ya sürgün yolunu tutmuştur.

Annesi yurtseverlik damarı oldukça kuvvetli, onlarca şehidi olan Elbistan Alxas aşiretindendir. Babası Türkiye sol hareketin güçlü merkezlerinden biri olan Malatya küreciklidir. Bilinçli ve aydın bir aileden gelen Mehmet Aksoy eli öpülesi, cesur ve yürekli Bir ananın oğludur. Altı gün boyunca taziyede acılı, mağrur ve vakur duruşu ile adeta bir onur abidesiydi. Mehmet Aksoy sinemacıydı, gazeteciydi, güzel gülüşlü bir eylem adamıydı.

Yiğitti, mertti , gözü karaydı.

Maruz kaldığı gerilikleri, sahte ve yoz kişilikler canını acıtsa da yoluna devam etti.

Londra Kürt film festivalinin lokomotifi, Kürt toplumunun eylem ve etkinliklerinin dinamosuydu. Kurdish Question, Kom News ve The Region sitelerinin editörü, habercisi, tercümanıydı. Velhasıl on parmağında on marifet olan eşi benzeri az bulunan bir yetenekti.
Mehmet Aksoy Hareket için büyük bir kayıp, Kürtler için telafi edilemeyecek bir acı olup gitti.
Mehmet’in şehadet haberi geldiği gün Londra Kürt toplum merkezine kurulan taziyesine altı gün boyunca on bini aşkın insan ziyaret etti. Kürdistan’ın her dört parçasından parti yetkilileri ve şahsiyetler, Türkiye ve Kürdistan’lı bütün kurum ve dernekler, İngiliz dayanışma gurupları, dost ve yakın kuruluşlar mücadeleyi az da olsa tanıyan hemen herkes oradaydı. Kürdistan’da birçok şehit taziyesi ve cenazesi görmüş bir olarak bazı şeylere alıştığım ama Avrupa sahasında ilk kes böyle büyükçe ve kitlesel bir sahiplenme tanık oluyoruz. Bu gurur verici bir şey. Mehmet’i bu kadar sevdiren ve büyüten şeyin donanımlı karakterinin yanında kutlu bir dava uğruna verdiği çaba ve adanmışlıktır. İşte tam olarak bu noktadan sonra Mehmet’in bıraktığı yerden devam etmek, mücadeleye daha fazla sahip çıkmak gerekir. Yeteneklerimiz  ve bilincimizle, maddi ve manevi tüm imkanlarımızla kendimizi bu mücadele katmamız gerekir.
Mehmet Aksoy şahadeti ile bize bir talimat veriyor. Her şehit bir talimattır.
“Ailem, arkadaşlarım ve hevallerim mücadeleye sahip çıkın diyor bedeli her ne olurda olsun diyor Mehmet Aksoy”
Mehmet’e  layık olmak Mehmet’i hak etmek için acımızı içimize atıp öfkemizi öne çıkarmalıyız.  Mehmet’in yere düşen kamerasını kim kaldırırsa Mehmet’e en çok o layık olur.  Mehmet Aksoy ve hevallerinin inandığı değerlere, partisine, davasına ve devrimine kim daha çok sahip çıkarsa Mehmet’e en çok o layık olur.
Ateş düştüğü yeri yakıyor fakat ağlamayı ve üzülmeyi gizleyeceğiz.
Bütün yeteneklerimizi ve kabiliyetlerimizi tüm hücrelerimizi harekete geçirerek hevallerimizin intikamını her alanda ve anlamda alacağız.
Ve son olarak  büyük Ozan Yunus Emre’nin  dediği gibi
“Ölürse tenler ölür Canlar ölesi değil”
Mehmet Aksoy bizim canımız, ciğerimiz, yüreğimizin bir parçasıdır.
Onu unutmayacağız
Unutmak ihanettir
Yaşamımızın ve mücadelemizin her alanında onu yaşatacağız onunla yaşayacağız.
Şehid namirin!

Okumadan Geçme

Kerkük ve Hanekin’de halk sokaklarda

Haşdi Şabi ile Irak ordusunun uygulamalarına tepki gösteren Kerküklü Kürtler ile Hanekin ilçesinin sakinleri sokaklara …

Bir Cevap Yazın