Son Haberler

Kemal hiç değilse atletli Saray ise anadan üryan! – Veysi Sarısözen

Köşe yazılarımda yazdım, iki defa da TV ekranlarında duyurdum. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, son muhtarlarla yaptığı toplantıda, duyduğumda kulaklarıma inanamadığım sözler söyledi: Türkiye’nin Suriye Cumhuriyeti’ne ait 2000 kilometre karelik toprağını “kontrol ettiğini” ve daha beteri bu “kontrol ettiği” topraklara bir “vali göndererek, orayı yönettiğini” açıkladı.

Devletlerin toprak bütünlüğü ve sınırlarının dokunulmazlığına ilişkin BM ilkelerinin ve Devletler Hukuku’nun alenen çiğnendiğini, Suriye devletine ait toprakların Türkiye devleti tarafından “işgal edildiğini, “işgal” edilen toprakların “ilhakına” giden yolda, oraya “vali tayin edildiğini” alenen ilan eden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu açıklaması, konuşma klibinde değilse de, konuşmanın metninde bizzat Cumhurbaşkanlığı tarafından “sansür” edildi. “Kontrol etme” ve “Vali tayin etme” lafları metinden çıkarıldı.
Bunu da yazdım.

Sonra?

İnanılır gibi değil ama, bu “suç itirafı” kimsenin umurunda bile olmadı. Kılıçdaroğlu’nun “atleti” kadar bile yankı uyandırmadı.

Gerçi durumun ne kadar dehşet verici olduğunu bilenler de var. Bunlar, Erdoğan’ın söz konusu konuşmasını, marifetli bir konuşmaymış gibi yazı konusu yaparken, “işgal ve ilhak” itirafını “itina ile temizlediler.” Bu “temizlikçilerden” birisi de Hilal Kaplan. Dün yazdığı yazıda sözünü ettiğim konuşmayı konu almış , fakat Erdoğan’ın “kontrol ediyoruz, vali tayin ediyoruz” laflarını duymazlıktan gelmiş. Örneğin, Erdoğan’ın 2000 kilometre karelik topraktan söz ederken yaptığı “rakam hatasını” bile düzeltmiş, bunun 2015 kilometre kare olduğunu yazmış, bütün bunları “bizim” değil de “ÖSO’nun” kontrol ettiği izlenimini yaratarak, Başkanının suçunu “temizlemiş.”

Edilmiş bir lafın, edilmemiş gibi kabul edilmesi, o edilmiş lafın “suç” olduğunu ortaya koyan en büyük kanıttır. Cumhurbaşkanlığı da, medyatör temizliçller de Erdoğan’ın bu laflarının suç olduğunu biliyorlar.
Onlar biliyor da, muhalefet ne yapıyor?
Olur olmaz her konuda, sanki ülkede kusursuz bir parlamenter rejim varmış gibi, sorular soran Muhalefet Partilerinin vekilleri, lütfedip neden bu konuda tek bir soru sormuyor?
Ben sorayım:
“Türk devletinin başı, Suriye devletine ait 2000 kilometre karelik bir toprağı ‘kontrol ettiğimizi’ ve bu topraklara bir ‘vali tayin ettiğimizi’ açıklamıştır; bu hükümran bir devletin topraklarını işgal etme ve işgal edilen toprağı bir vali tarafından yönetme, fiilen buraları ‘ilhak’ etme suçudur; AKP hükümeti Suriye devletine ait 2000 kilometre karelik toprağı gerçekten de ‘kontrol etmekte’ midir; bu toprakları gerçekten tayin ettiği bir Vali eliyle yönetmekte midir? Dışişleri Bakanı bu duruma ne demektedir? Türk ordusu “kontrol edilen” topraklardan çekilecek midir? Komşu bir devletin topraklarını yönetmek üzere gönderilen Vali kimdir ve ne zaman geri çağrılacaktır?”
Sorular uzatılabilir.

Ben kısasını yazdım. İsteyen biraz daha kısaltabilir. Ama bu sorular sorulmalıdır.
Elbette Erdoğan “maksadımı aştım, kontrol montrol yok, vali mali yok, kim bunlar var diyorsa FETÖ’cüdür, tutuklansın” da diyebilir. Diyenler tutuklanır, ama hiç değilse “vatan kurtulur”.
“Vatan’ın kurtulması” gibi bir mesele mi var?
Evet var.

Çünkü şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye topraklarını “işgal” ettiği ve kendi “valisi” eliyle buraları yönetttiği bizzat Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilmiştir, fatura Saray’a değil, Ankara’ya çıkacak.
Hükümet, başta Başbakan ve Dışişleri Bakanı olmak üzere, Genelkurmay Başkanı, “kontrol edilen ve bir valiyle yönetilen” toprakların işgalinde birinci derecede rol oynayan Özel Kuvvetler Komutanı Aksakallı ve bütün ilgileler, bu açıklamadan sonra “suçun failleri” haline gelmişlerdir.

Duruma bakın. Şu anda ABD Suriye’nin bir çok parçasında üs kurmuş bulunuyor. Ama o, Suriyeli güçleri,QSD’yi desteklediğini söylemekle yetiniyor, Rusya ve İran ise zaten meşru Suriye hükümetinin davetlisi. Bir tek Türkiye davetsiz.
Erdoğan’ın sözleri Türkiye’yi ne yazık ki, suçlu sandalyesine mahkum etmiş bulunuyor.
Atletten başka konuşacak konunuz mu yok?

Kemal hiç değilse atletli Saray ise anadan üryan! – Veysi Sarısözen

Yazının orijinal hali için tıklayınız

Okumadan Geçme

ABD Kürtlerden vazgeçti mi? – Fehim Taştekin

ABD, Irak’ı tamamen İran ve Rusya’ya kaptırma pahasına Kürdistan’a sonuna kadar kalkan olmayacağını ortaya koydu. …

Bir Cevap Yazın