Son Haberler

Memed Oğuz yazdı: Halep-Çaldıran hattında yeni nesil Osmanlı-Safevi savaşı

18 aralık 2010 tarihinde Tunus’ta seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin kendini yakmasıyla başlayan Arap Baharı çıkışı itibariyle diktatörlüğe ve kötü yönetimlere karşı bir isyandı, biat kültürüyle yaşayan müslüman coğrafyada tabandan gelen bir itiraz, halk hareketi olması çok değerliydi.

Sonrasında bölge üzerinde emelleri olan hegamonik emperyalist güçlerin olaya dahil olmasıyla iş rayından çıktı . Arap dünyası tarihinin en büyük kaos ve bunalımı ile karşı karşıya bırakıldı. Bahar Tunus’un dışında hiçbir ülkede derde deva olmadı.

Tunus’ta Gannuşi liderliğindeki Nahda partisi Serok Apo’nun da dillendirdiği İslam kongrelerinin temel tezi olan demokratik islamı savunduğunu açıkladı ve yönetime seçildi. Bu açıdan Gannuşi’nin “siyasal değil demokratik islamı savunuyoruz” sözü çok değerlidir. Arap baharı esintisi Güney Kürdistan’da da kendini gösterdi; Yolsuzluk ve kötü yönetimi protesto etmek için halk kamu binalarının önünde eylem yaptı fakat KDP’nin aşiret oligarşisi halkın üzerine ateş açarak çoğu göstericiyi öldürdü ve ayaklanmayı bertaraf etti.

Arap baharı Suriye’ye sıçradığında tarih 15 mart 2011 idi ve o tarihten bugüne Suriye’de 300 bin ölü 7 milyon mülteci, yıkılan kentler ve yok edilen bir medeniyet yarattı. Mezhep karşıtlığının körüklediği, enerji koridorlarının iştah kabarttığı, silah tüccarlarının cennetti haline gelen Suriye, üzerinde yaşayanlar için adeta bir cehenneme dönüştü, dönüştürüldü. Uluslararası iki emperyalist gücün ABD-Rusya alan kapma sahası oldu. Bölgesel hegamonik iki işgalci gücün Türkiye-İran mezhep savaşın merkezi oldu. Sahada çarpışan tarafların görüntüsü sadece bizim görmemiz gereken kısım, İşin ardı çok bilinmeyenli kaotik bir denklem maalesef. İran için Irak-Suriye-Lübnan hattında bir şii hilali yaratma arzusu, Türkiye için bu şii hilalinin tersine bir Sünni bölge yaratıp yönetme arzusu. Suriye savaşının ana nedeni tam olarak bu iki gerici ve işgalci gücün mezhep savaşıdır.

Kürtler için bu kargaşanın ortasında kendi irade ve özgünlüğü ile varolabilmek büyük bir askeri ve diplomasi hüneri gerektiriyor. Bundan sonraki stratejik tercihleri ve ittifakları hem kendi hem de bölgenin geleceği için çok kritik. Tıpkı 1514’te Osmanlı-Safevi savaşlarında Osmanlı’dan yana yaptıkları stratejik ittifak gibi. Osmanlı-Safevi arasında Çaldıran savaşı dahil yapılan 6 tane savaşta Kürtler 50-60 bin arasında bir askeri kuvvetle dahil oluyor. Ve bu savaşların kazanılmasında Kürt’lerin rolüne Osmanlı kaynakları detaylı bir şekilde değiniyor. Kürtler o dönemde neden Osmanlı ile ittifak kurdu da Safeviler ile değil ? Bu konu uzun ve başka bir yazının konusu olarak kalsın şimdilik.

Fakat Kürt-Osmanlı ittifakı 1808’lere ikinci Mahmut’un merkezileştirme politikalarına kadar Kürt’lerin ve Türklerin lehine olmuştur. 1808 tarihinden bu güne kadar yaklaşık 200 yıldır Kürtler Osmanlı’dan TC’ye bütün yönetimlerden zülüm gördüler. Türkler En kritik zamanlarda Kürtlerle ile yaptıkları bütün ittifaklardan sonra ihanet etmeyi devlette süreklilik esastır kuralına bağladılar. Bunlar Kürtlerin tarihten ders çıkarmasını gerektiren gerçeklerdir . Ve Bu gerçekler bugün Kürtlere klavuzluk edebilecek gerçekler. Çaldıran savaşında Kürtler ile ittifak kurmayı reddeden ve yenilen Şah ismail liderliğindeki Safeviler (Kürtler Osmanlılar’dan önce Safeviler ittifak kumayı teklif ettiler) 500 yıl sonra Halep merkezli yeni nesil çaldıran savaşında Kürtler ile ittifak olma basiretinden uzak Neo-Osmanlıcı acemi, gerici AKP iktidarı karşısında kazandı. Halep Çaldıran savaşının gecikmiş intikamı oldu. İran’ın meşhur devrim muhafızları ordusu komutanı Kasım Süleyman’ın Recep Tayyip Erdoğan’ın kafa kesen cihatçı katillerini yeşil otobüslere bindirdikten sonra Halep sokaklarında poz vermesinin nedeni budur. Kürt düşmanlığının gözünü kör ettiği mezhepçi Türk devlet aklı bugün hem dışarda hem içerde bunun bedelini ödüyor ve ödemeye de devam edecek.

1514’te Kürtlerle ittifak kurmak için boş ferman mühürleyen Yavuz Sultan Selimden Bugün Kürdün anadilini yasaklayan Recep Tayyip Erdoğan diktatörlüğünü yaşıyoruz. Kürdün bunlarla kaybedecek zamanı bile yok. Kürtler yarattıkları demokratik ulus paradigmasıyla , Büyük bedeller ödeyerek kurdukları alternatif yaşam modeliyle, bu mezhep gericiliğinden yana taraf olmadan kendi özgücü ile var olabildi. Bu günden sonra bölge üzerinde hesap yapacak olan her kimse Kürd’ü hesaba dahil etmek zorunda. Kürtler Ortadoğu’da barışın , uygarlığın ve birlikte yaşamın anahtarıdır.

Okumadan Geçme

Yılın ilk 5 ayında 182 çocuk istismara maruz kaldı

Mersin Kadın Platformu’nun düzenlediği ‘Çocuk susar, sen susma’ başlıklı panelde çocuk istismarlarındaki artışa dikkat çekildi. …

Bir Cevap Yazın