Son Haberler

Madem alnımıza yazılmış, onu değiştirmekte bize kalmış

Alın yazısı… Kader.. Kısmet.. Fıtrat.. Allah’ınn taktiri.. vs. Hep bir beklenilmişlik, olduğunda tepkisizlik, yaşanılanı sineye çekme… İnsanlar gerçekten yaşadığı olayları kabul etmek zorunda mı?

Adana’nın Aladağ ilçesinde bir öğrenci yurdunda çıkan yangında 11’i çocuk, 12 kişi hayatını kaybetti. Olayın basına düşmesi sonrasında, yayında olan tartışma programları konularını değiştirerek hemen başlarını bölgeye çevirdiler. Gelen son dakika haberleri ile fikir beyan etmeler, değerlendirmeler bir güzel söyleniyor. İnsan hayatı, tabi buradaki kendisinden başka insanın hayatı oluyor, çok basit ve ucuz görünüyor ki; başta Devlet-i Aliye’den alıştığımız o cümleler git gide bireylerde de görülmeye, duyulmaya başlandı. Yangın merdivenin kapısı kilitli dediler, yurdun denetimine dair yorumlar yapılınca da, “Bir yıl içinde iki kere denetlendi, yangın merdiveninin kapısı da açık” denildi. Burada insanın aklına bir “Kapalı ise, neden kapalı?” iki “Açık ise, o çocuklar neden merdiveni kullanmadı? Yoksa bu gibi durumlar için eğitim verilmedi mi?” soruları geliyor. Basın mensupları yangın anından, söndürülüp yaşanılanlar ortaya çıkana kadar oradaydı. Vurgulamak istediğim nokta şurası: Yangın merdiveninin kapısı haberlerde; çekimler sırasında kapalıyken, yanlış olmasın diye, CNN Türk veya NTV muhabiri şu yorumu yapıyor: “Bina çevresine şerit çekilmiş, yangın merdiveninin kapısı da “şu an” açılmış”

Devlet-İktidar açığını kapatma taktiği: Kader, Allah’ın taktiri

Olayın yaşandığı sırada “yine bir” CNN Türk kanalında, tartışma programında bir Profesör, çocukların ölümü ile ilgili “kader sonuçta” açıklaması yapıyor. Bu aslında basına yansımışlardan birisi. Tabi Devlet büyüklerinin sarf ettiği, “Alın yazısı, kader, soma işçileri için fıtrat vs. vs” kelimelerini de duyduk. Bu olayları; yangın, trafik kazası, cinayet, toprak kayması, grizu patlaması vs. üzüntüyle karşılayanların birçoğunlu da iktidar gibi düşünüyor diyebiliriz. Bizler sadece basından duyduklarımıza karşılık bu tepkileri veriyoruz. Kısacası “kader” diye düşünen tonlarca insanlar var. Var, var olmasına da insanlar gerçekten yaşadığı olayları kabul etmek zorunda mı? Veyahut yaşayacağını bile bile bunlara karşı konulmak istenmemesi, neden?

Dini mahiyetini bir kenara bırakalım, insan kendi kaderini kendisi “çizebilecek” bir canlıdır. Bir inşaatta çalışırken, cinayete kurban gitmemek için alınabilecek önlemler vardır. En basiti, bir üst kattan düşebilecek kalıp taşlardan koruyan kasket gibi veya asma asansöre çıkarken, işçinin vücudunu bir halata bağlaması… Kader deyip bağlamazdı da. Hatta “Düşersem, bağlasam da olur bağlamasam da olur” diyebilir. Öğrenci yurduna bağlayacak olursak, yanmak kavramı dini açıdan önemli bir yer tutuyor. Bu açıdan bakanlar için de, hele ki iktidar zihniyetinde olanlar (burada “insan hayatı, kendisinden başka insanın hayatı oluyor” yorumunu da ekleyelim) bir nevi gerçekliği de örtmek açısından kader, fıtrat, kısmet yorumlarına başvurabiliyorlar. Sığınmak, gölgelere sığınmak.. Göz göre göre insanların ölmesini bu şekilde yorumlayıp doğallaştırmak. Ve Devlet’te bunu bir politika ürünü olarak görüyor. Bizler, bu yaşanılanlar karşısında ne kabul edeceğiz, ne de o alnımıza yazılmış kara yazıya boyun eğeceğiz. Bu böyledir, deyip geçmek yok. Madem alnımıza yazılmış, onu değiştirmekte bize kalmış!

Editörden.. Baran Dönmez – 30.11.2016

Okumadan Geçme

GÖZALTINDA KAYBEDİLEN ÇOCUKLARI UNUTMA!

GÜNCEL… GÖRÜNTÜLÜ/FOTO… İST. 21.04.2018- Galatasaray-Meydanı Gözaltında Kaybedilen Çocukları Unutma! İnsan Hakları İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara …

Bir Cevap Yazın